Havva ana ile başlayan ilk günahta en büyük sorumlu kadının kendisi olduğu algısı, insanlığın en başından süre gelen bir olgudur. Oysa günahı doğuran “ihtiyacın hasıl olması” bilinmemektedir. Nuh’un gemisine binilmesindeki kadının rolünde de durum aynıdır. Derinlikten yoksun olan bu algı yıkılmaya mahkumdur.
Diğer bir husus olarak Şeytanın “Kandırma Yöntemlerinde” kötülüğün en kötü cisimleşmesi de kadın olarak gösterilmiştir. Peki neden bir melek kadın kılığına girme gereği duymuştur? Gerçeklikten uzak olan bu algı zaman içinde değişmektedir.
Geçmişte destanlara konu olan kadın; seçkin çevrelerde yaşayanların ahlaki değerlerini, aşk ve incelik anlayışlarını gözler önüne sermiştir. Romanlar ve lirik şiirlerde aileyi, soyluluğu, hükümdarlık bağlarını işlerken; kadına saygıyı ve sevilmeye layık görülen kadına karşı beslenen duyguları, ilahi olmayan, tamamen insani izler taşıyan bir kadın imgesi olarak ele alınmıştır. Nazik ve güzel kadın sevilmeye değer görülmüş, cesur ve erdemli adamlar tarafından ölümüne korunmuştur. Ayrıca kadınlar başka kadınlar ile benzetilmiş, kıyaslanmış ve rekabete tabi tutulmuş, soylu kadın ayrımına maruz kalmıştır.
Sergilenen oyunlarla kin, aşk, dostluk, yükselme, öç alma gibi hemen hemen tüm insani boyutlarda kadın figürü işlenmiştir. Kadın karakterleri son derece “insani” bir çerçevede kullanıp, güzellik, aşk, sevgi, adalet, onur ve gerçeklik kavramlarından yola çıkarak “döneminin kadınına” olan bakış açısı sergilenmiştir. Yer yer kötü, cehennem kadar kara, şehvet düşkünü, yalancı, çirkin ve şeytan olarak, yer yer de masum, melek, çıldırtan sevgili, sarışın dilber ve tanrıça olarak gösterilen karakterlerin oyun içindeki duruşlarını sergilediği şartlar ve çevre çok farklıdır. Sevilmeye değer ideal kadın algısı oluşturulmuştur.
Kadının savaşlarda ganimet, güçsüz bir cinsiyet, eğitimsiz, sadece beden olarak değil zihinsel anlamda da zayıf mal mülk olarak görüldüğü edebiyat eserlerinde değerlendiriliyordu. Kadınlarla ilgili tüm kural ve kanunlar erkeklere ne tür bir kadının ideal kadın olduğunu ve kadınlara da bu ideale ulaşmak için nasıl davranmaları gerektiğini öğretmeyi amaçlamaktadır.
Savaşlar ve ölümcül salgın hastalıklar kadının doğurganlığını günah ve ayıp olmaktan çıkarmıştır. Çocukların yaşatılamadığı dönemler olmuştur. İnsanlık için temel gereksinim olan kadın anlaşılmıştır. Mutluluklar, kadın erkek ilişkileri, gönül yaraları, yerinde verilen yanıtlar, çıkar peşinde koşan din adamları konuları, kadın algısını etkilemiştir.
İplik işi yapan, keten döven, kenevirin liflerini ayıran, çocuklara bakıp ev işleriyle ilgilenen, tarlada çalışan, eşine sadık bir ev hanımı. Kadınların başında bulundukları iş kollarında lüks üretim tezgâhları, değerli kumaşların dokunması, nakış, duvar halısı dokuma gibi işlerinin yanında, giysiler dikmişlerdir. Bu vesile ile kadınlar saygınlık kazanmıştır. Yine de dönemin edebiyat eserlerinde kişilikleri ya da yazgıları açısından farklı, uysal ya da zalim, mutsuz ya da mutluluğun doruğunda kahramanlaştırılmışlardır.
İlham kaynağı kadınlar modernliğin yaygınlaşmasında çok önemli bir rol oynamışlardır. Kadın zihinsel kapasite olarak güçlü, özgür iradesini kullanabilen duruma gelmiştir.Böylelikle üst düzey kadın algısı oluşmuştur.
DEVA kadında….